Saturday, September 09, 2006

9 EYLÜL












Asya İmparatorluğu'na yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin savaş esiri bulunuyorlar. Eğer Yunan Kralı bugün esirler arasında bulunmuyorsa; bu durum, taç sahiplerinin, sadece milletlerinin eğlencelerine iştirak etmek olduğundan savaş meydanlarının felaketli günlerinde saraylarından başka bir şey düşünmemelerindendir.Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı.Büyük ve asil Türk milleti! Anadolu'nun kurtuluş zaferini tebrik ederken, sana İzmir'den, Bursa'dan, Akdeniz ufuklarından ordularının selamını takdim ediyorum."

M.Kemal ATATÜRK

9 Comments:

Blogger sarı said...

Tarihin gördüğü en muazzam bağımsızlık mücadelesinin üzerinden neredeyse bir asır geçmişken bugün geldiğimiz noktaya bak!
peehh..

10:55 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Şu ülkede saygı duyduğum insanlar ; başta tabi ki Atatürk ve tüm kurtuluş savaşına katılanlar ve şu anda hala maalesef şehit olanlardır...Onların dışında her şey yalan burada...
Şu devlet merciilerine bakın thy'dan,bakanlara kadar...Pis pis köse bıyıklı meymenetsiz suratlı bilumum dönme sofu...Ne fena bir durum bu...Ne yazık...Çarşambamıdır perşembemidir,her tarafı iğrenç yobaz leşşş sürüleri ve kürtler kapladı...Defolmalarını göremeyeceğim sanırım İrana ve kuzey ırağa ne cehennemim dibineyse...
Binlerce kez lanet olsun hepsine...
Ve maalesef Sevgili Ata'ya ve şehitlerimize rahat uyuyun diyemiyoruz böylelikle...

2:28 AM

 
Blogger Eğitim Öğretim Danışmanlığı said...

yaşa Mustafa Kemal Paşa

1:09 PM

 
Blogger Eğitim Öğretim Danışmanlığı said...

RADİKAL - İSTANBUL - Eski ABD Büyükelçisi Charles Sherrill'in 1933 yılında, Cumhurbaşkanı'yken Atatürk'le dine bakışı üzerine yaptığı söyleşi tarihçiler, aydınlar ve siyasetçiler arasında tartışma yarattı. Araştırmacı Rıfat N. Bali'nin ABD arşivlerinde bulup Toplumsal Tarih dergisi'nde yazdığı ve dün Radikal'in manşetten duyurduğu söyleşide Atatürk, 'agnostik olmadığını, tektanrıya inandığını' söylüyor, Türk halkının da dindar olmadığını, alışkanlıktan camiye gittiğini belirtiyordu.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Baskın Oran: Sherrill'in yazdığı bana çok makul geldi. Mustafa Kemal konusunda aynı tahminleri yürütüyorum. Deisttir (tanrıya inanan, dini reddeden). Tanrıcıdır fakat dinle pek iştigal etmemiştir. Bunun bir uzantısı olarak Fransız devriminin o çok radikal antiklerikalizminin (ruhbaniliğe karşıtlık) etkisi altındadır. Bu aleyhtarlığı belirgindir. Sherrill'in izlenimini paylaşıyorum. Ancak Mustafa Kemal'e desteği şu veya bu biçimde azaltacak her bilgi saklandı. Bu bilgilerin açıkça sansür edildiğini sanmıyorum. Çünkü korku ve saygı iç içe geçmişti. Ancak Mustafa Kemal, çoğu asker ya da asker kökenli gibi, meşruiyetçidir. Meşruiyet aramaya, bulamazsa da meşruiyet göstermeye çalışır.
Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Halil Berktay: Musafa Kemal bir Jön Türk ve o nesil içinde, Abdullah Cevdet gibi, aynı düşünceye sahip başkaları da var. Pozitif bilimlere çok inanan, dini inanışları iskonto eden bir nesil bu. Hepsi ateist değil. Enver Paşa belirgin biçimde dindar örneğin.
Ama yetişme tarzları ve 19. yüzyıl sonlarının düşünme sistemi çereçevesinde pozitif bilimciliği yücelten ve dini iskonto eden bir yerde duruyorlar. Bazıları için ateizm, bazıları için de deizm denk düşüyor. Kafasında ve ruhunda İslami inanış ve ibadet pratiklerini gösteren bir bilgi yok.
Hayatı, siyasal pratiği, çeşitli uygulamaları en azıdan İslam kökenli kurumlarına karşı radikal bir tavır alışı var. Genel bir tanrı inancının insanlığa yararı olduğunu söylemekle beraber İslami kurum ve geleneklere karşı ortadan kaldırıcı politikalarını savunur. Ruşeni'nin kitabında geçen 'Din yok, millet var' ifadesinin yanına 'Çok doğru, bravo' ifadesini düşmüştür. Kolektif ibadet eylemine, camide namaz kıldığına da rastlamıyoruz. Varsa bile resmi uygulama tarafından silinmiş durumda. Ateist olduğunu söylemiyorum. Ama dindar biri değil. Sonuç olarak, 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' sözü dine alternatif olarak ve ona karşı söylenmiştir.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: Atatürk hiçbir görüşünü gizlememiş, el yazısıyla yazmıştır. 1930'ların lise 1, 2, 3 ve 4. sınıf tarih kitaplarında, el yazısıyla not tutmuş, din hakkındaki görüşlerinin kitapta yer almasını istemiştir. Medeni bilgileri kitabında da var bunlar. Özetle şunları söyler: 'Allah fikri, Mısır'da belli toplumsal süreçlerde ortaya çıktı. Kabilelerin allahları vardı. En son biri hâkim olunca kendi allahını kabul ettirdi ve siyasi süreçlerde allah fikri doğdu. Hazreti Muhammet, devrimciydi fakat Kuran, vahiy yoluyla gelmedi, kendi fikirlerinin ürünüydü.'
Sherrill'in raporunda geçen, 'Tiksinirler' ifadesini kullanacağını sanmıyorum. Bu bir çevirmen hatası olabilir. Çünkü Atatürk ile Sherrill tercüman aracığıyla görüşüyorlar. Rapordaki, Atatürk'ün 'inandığı' yönünde bilgiler hatalı. Çünkü ders kitaplarında, doğanın üstünde hiçbir varlık olmadığını yazıyor. Rapordaki, dinin sosyolojik bir olgu olduğu görüşü ise doğrudur.
Yazar Erdoğan Aydın: Mustafa Kemal'in 'ateist' olduğunu düşünüyorum. 1930'lu yıllarda çıkan tarih dersi kitaplarında, Hazreti Muhammet için 'Döneminin önder kişiliğidir ve İslam'ı düzenlemiştir, Arap peygamberidir' denir. Kendisi bir yönetici olarak, her türlü dini ve şeriatçı yorumu tasfiyeye uğraşırken, dini sosyal kontrol mekanizması olarak korudu. Kişisel hayatında dine ait en küçük bir öğe bulunamaz. Kurtuluş Savaşı'nda ve sonrasında İslami basınçla karşı karşıyaydı. Kendi yoldaşları bile dindardı. Cumhuriyet'in organize edildiği süreçte, dindar olmadığı halde, onu dine sahip çıkar gibi gösterirler. 'Bizim dinimiz en ileri dindir' ifadesi buradan gelir. Burjuva demokratik reformların etkisini kırmayacak bir Mustafa Kemal imajı yaratıldı.
Yazar Ayşe Hür: Biyografisini yazacağını düşündüğü adama böyle bir imaj çizdiğini sanmıyorum. Aslında Mustafa Kemal din konusundaki görüşlerini, İzmir Konferansı'nda aktarır. Kendisi Fransız sosyologlarından etkilenmiştir. Dini modernleşmenin önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor.

O KADAR KANLA, AKILLA YOKTAN VAR EDİLENİN DEĞERİNİ BİLMEYENLER ATATÜRK'Ü BULANIKLAŞTIRMAK ADINA IVIR ZIVIRLA UĞRAŞADURSUNLAR.
KENDİSİNİN NE OLDUĞUNDAN ÇOK YAPTIKLARINDAN BAHSEDECEKLERİNE YOK KADINLARLA İLİŞKİLERİ YOK DİN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ MANŞETLERDE. ÇARŞAMBA AKŞAMLARI TEKNOLOJİ KANALINDA MALTEPE ÜNİ.YRD.DÇ. İN PROGRAMINI SEYREDELİM. ADAM GERÇEKÇİ VE DÜRÜST.

1:12 PM

 
Anonymous Anonymous said...

Okumuştum bu yazıyı...Ve seninle tamamen aynı fikirdeyim..
Bizim bloglarda yaptığımız daha doğrusu yapamadığımız şey,sürekli yükselen sinir katsayımızı birbirimize paralel espri anlayışımız doğrultusunda düşürmeye çalışmak ve delirmeyi geciktirmek değilmi zaten...Ve sadece bir örnekle: Bu ülkede televizyonda sabah 8 evet yanlış okumadınız SABAH SEKİZ'den itibaren her gün düzenli olarak tekrarlarla birlikte 24 saat GÖBEK ATILIYOR...Kim kimi dilledi programları tavan,tarikat ve futbol yorumları(!)da tavan...
Uçuruma çeyrek war...Yazdıklarımız yazmadıklarımızın 100 de biri bile değil ve belki de en zararsız örnekler...
Bir şeyler yapmalıyız...
Ama Ne?...
Çevremizden başlayarak bazı şeylere gerçekten Dur demeliyiz...
Beyin fırtınası.
Başlayalım:

2:35 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Eminim hepimizin bir üniversite kantininde,bir yemekhanede,bir kahvede ya da bir arkadaş evinde 'ulan bu herifin saplantılı düşün hayatının kara perdelerini aralayıp,biraz ışık görmesini sağlayabilir miyim acaba?!' tadı kovalayıp harlı lakin yararını göremediğimiz sohbetlerimiz olmuştur.
Bence şu noktada alabileceğimiz en basit tavır iktisadi ve sosyal anlamda olabilir: herhangi bir ürün ya da hizmet satın alırken üretici ya da satıcı firmanın bizim evrenimizde yeri olup olmadığı,günlük hayatta hamurbaşları(kim oldukları malum) elden geldiğince dışlama(gücün yettiği yerde işine taş koyma,köküne kibrit suyu..),yakın gelecekte memleket için umut vaat eden çocuklara destek olma (ki patronun geçmiş zaman önerisidir) ilk aklıma gelen DUR'lar..
Tabii ki zırhı,gürzü de hazır etmeli her daim!
Lazım olabilecek günler uzak değil gibi gibi..

6:13 PM

 
Anonymous Anonymous said...

Sarıpaşa sen çok yaşa...
Güsel fikirler...Ekleyeceklerimde aklıma gelenler yani; etrafımızda aslında normalde şuursuz olmayan ama ara sıra şuursuzca hareket eden eş dost akraba vardır mutlaka...Ufak ufak müdahele etmek gerekir,müdaheleden kaçınmayalım..insanları inceden kürt ve yobaz tehlikelerine karşı okumaya,düşünmeye ve tavır koymaya davet edelim...Köy okullarına üç-beş yardım edelim,Atatürkçülüğü gerçekten anlatan kitap ve materyal gönderelim ,okuma alışkanlığı ve adam akıllı dergi-gazete okutturma alışkanlığı sağlayalım,sağlatalım...
En azından insanlar söylediklerimizi dinledikten sonra durup 1 dakika düşünsünler...

Gs'lilerle polemiye girmeyelim ama iddaya girelim...
Fazla dove kullanmayalım:) Son dakika esprileriydi dikkate almayın heh heh..Yada alın be..
Doğru çünkü bunlarda:)

1:11 AM

 
Anonymous Anonymous said...

işte bu! sonunda patladık maytap gibi. tabi lan. aktifleşmeli. zaman ayırmalı. somut bir şey yapılamasa bile en azından konuşmalı farkında yeterince olmayanlarla. ben mesela "nutuk"u matbaada cep boyunda bastırabilir miyim araştırayım, makulse dağıtırız sabilere bol bol. bravvo.

2:57 PM

 
Anonymous Anonymous said...

nutuk fikri süper..
aynen katılırım,ayni nakdi her şekil koşarım..

9:51 AM

 

Post a Comment

<< Home


Web Counter by TrafficFile.com